Küçük Güzeldir!

Küçük Güzeldir! Biz bu kavramı ilk olarak  Yeryüzü Derneği’nden dostumuz Aytaç Tolga Timur’dan duyduk. Çeşitli etkinliklerde bu konuda verdiği örneklerle daha da meraklanıp araştırmaya çalıştık. İşte böylesi bir anda bu etkinlik dikkatimizi çekti. 23 Eylül’de başlayan ve 1 Kasım’a kadar devam edecek bu sergiye katılarak “küçük’ün neden güzel olduğunu” görmek ister misiniz?  O zaman etkinliğin çağrı metnine kulak ver;

Küçük Güzeldir!

Küçük Güzeldir

Kuad Galeri’nin bu sergisinin başlığı iktisatçı ve düşünür Ernst Friedrich Schumacher’in 1973’te yazılarını topladığı ve son 10 yıldır dünyanın içine girdiği ekonomik krizi bağlamında yeniden gündeme gelen “Küçük Güzeldir” başlıklı kitabından ödünç alındı. Sanat üretimi alanında bu başlık bir çok sergide, özellikle küçük heykellerin sergilenmesi açısından kullanıldı. Bu sergide de üretimlerinde ölçü açısından küçük olarak niteleyebileceğimiz resim, desen, fotoğraf, video ve yerleştirmeler yapan sanatçılar yer alıyor.

Ancak serginin ana amacı ekonomik göstergelerin krizlere dönüştüğü, bireysel ve toplumsal yaşamın olumsuz etkilendiği dönemlerde sanat üretiminin hangi yöntem ve estetikle kendi alanını da etkileyen bu olumsuzluğun üstesinden gelebileceğini deneyimlemek.

Kuşkusuz bu yöntem ve estetikler Marcel Duchamp’dan günümüze “çoğaltmalar”, “özgün baskılar” “edisyonlar” gibi çözüm örnekleriyle bilinmektedir. Üretildikleri dönemde sanat üretiminin alım gücü dar olan geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bulunan bu çözümler sonuçta bu söz gelimi “ucuz” yapıtların, bir dönem sonra “pahalı” sınıfına geçmesine de engel olamamıştır.

Schumacher’in yeniden gündeme gelen savını açımlayalım: 1970’lerde iki kutuplu dünyada iki ekonomi – Kapitalizm ve Komünizm- iki seçenek olarak düşünülüyor ve savunuluyordu. Bu süre içinde bir iki petrol krizi atlatıldı; ancak 40 yıl sonra 2008-210 arasında Wall Street krizi küresel bağlamda sarsıcı etki yarattı ve Neo-kapitalist küreselciliğin sorgulanmasına neden oldu. 2011’de Schumacher’in doğumunun 100.yılında birçok ekonomist ve düşünür onun kitabındaki ilkeleri yeniden gündeme getirdiler.

Schumacher’e göre özetle Modernizm sürecinde sınırsız kâr ve ilerleme insanı doğaya ve yaşadığı topluma yabancılaştırıyor; Kapitalist sistemin altyapısını oluşturan ve diri tutan dev kuruluşlar/kurumlar insanı ancak bu sisteme uyum sağladığında değerlendiriyor; Bu sınırsız döngünün kaynakların sorumsuzca israfına, çevre kirlenmesine ve insanlık dışı çalışma koşullarına neden oluyor; Modernizmde “üretim” her yönüyle çözülmüş bir sorun olarak kabul ediliyor; Zengin ülkelerin yoksul ülkelere eğitim ve teknoloji transferi yapmasıyla üretim sorununun en geniş çapta çözülmüş olduğu sayılıyor. Ve Schumacher şunu soruyor ve yanıtlıyor:

“Gerçekten ne yapabilirim?” Yanıtı şaşırtıcı olduğu kadar basittir de: Her birimiz kendi içimize bir çekidüzen vermeye çalışabiliriz. Bu çabamızda elimizden tutup yol gösterecek olan, değeri tamamen hizmet ettiği amaca bağlı olan bilim ve teknoloji değildir; insanlığın geleneksel bilgeliğindedir aradığımız yol gösterici.*

Biz 40 yıl sonra bütün bunları yaşıyoruz ve biliyoruz. Sürekli büyümeye ve büyük projelere odaklanmış üretim sisteminin doğanın tükenmesi anlamına geldiğini artık kabul ediyoruz. Yeni üretim yöntemleriyle, yeni bir tüketim modeliyle, sürdürülebilir bir yaşam için yeni bir ekonomi ve yaşam biçimi kurmamız gerektiğini de biliyoruz.

Sanatın da mevcut ekonomik sistem içindeki yerini tartışıyoruz ve çoğu kez sanat üretiminin de bu her şeyi büyük, yeni isteyen, sürekli büyüme ve değişim gerektiren ekonomik sistemde içerik ve estetik açıdan müdahale gördüğünü, sanatçıların da ikilemli bir pozisyona girdiklerini ve sürekli mücadele etmek zorunda olduklarını düşünüyoruz.

Türkiyeli ve uluslararası sanatçıların ilişkisel estetik bağlamında ürettikleri yapıtlara baktığımızda tam da Schumacher’in düşüncesinin önemli bir altyapı oluşturduğunu izliyoruz. Sanatçıların düşünceleri ve sanat yapıtlarının sunduğu göstergeler ekonomi için bir bilgi kaynağı olabilir ve sanat ile ekonomi arasında bir karşılıklılık oluşabilir.

Bu sergide savımız sanatçıların her zaman “gerçekten ne yapabilirim?” diye sorarak üretim yaptıkları ve bu üretim “küçük” olsa bile içerdiği düşünce, estetik ve toplumsal sorumluluk açısından “büyük” anlamlar taşıdığıdır. Bu bağlamda, ekonominin sürekli “büyük” tasavvuru yaratmasına karşı “Küçük Güzeldir” diyoruz.

Beral Madra

*Küçük Güzeldir
(Önceliği İnsana Veren Bir Ekonomi Anlayışı) E. F. Schumacher Varlık yayınları, istanbul 2010, (sayfa 356)

Yer:  Kuad Gallery

Adres:  Süleyman Seba Caddesi No: 52 Akaretler Beşiktaş, 34357 İstanbul

Etkinliği facebook üzerinden takip etmek için tıklayınız.

Katılamazsanız bile paylaşacağınız her etkinliğin birilerinin yaşantısını değiştirebileceğini unutmayın!