Sürdürülebilirliğin Türkiye’deki Gelişimini Takip Etmek İster misiniz?

Ocak 2010… Sürdürülebilirlik alanındaki ilk ve tek dergi olan EKOIQ yayın hayatına başladı. Çevre konusunda bir şeyler söylemenin, söylenenlerin yapılmasının –özellikle iş dünyasında- görece zor olduğu bir dönemde bir dergi kalkıp çevre, ekonomi ve toplumsal fayda’nın bir arada düşünülmesi gerektiğiyle, bunlara arasındaki ilişkinin alt kıvrımlarını dile getiriyor! Tabii ki, Türkiye ve dünyadaki bu konudaki güzel örnekleriyle birlikte. Çevre konusunda umutsuzluğa düşen bir “çevre mühendisliği öğrencisini”, “Peki, Bu Kimin Eseri?” sorusuyla yakalayıp çevre mücadelesinin içine katan EKOIQ bizim için çok değerli! Türkiye’nin ilk çevre etkinlikleri sitesi olan Çevreci Etkinlikler’in hayata geçmesinin arkasındaki büyük güç de bu dergi… Bir dergini neleri değiştirebileceğini görmek ister misin? O zaman:

Sürdürülebilirliğin Türkiye’deki Gelişimini Takip Etmek İster misiniz?

Çevre içerisinde barındırdığı dinamiklerle, etkileşimlerin devamlılığının bir sonucudur. Bu etkileşimin bir halkasında da insanlar vardır. Fakat zamanla ben bu etkileşim zincirinin bir halkası değilim demeye başladı insan: sen, ben, o… “Hayır ben böyle bir şey söylemedim!” diyebilirsin, diyebilirim, diyebilir. Eğer bu söylemdeysen yaptıklarına bir bak! Söylemlerinin ne kadarını yaşantına aktarıyorsun?

Çevre konusu mesela, tahrip ettiğimiz doğamızın korunması/onarılması adına neler yapıyorsun?

Bir şey yapmıyor musun?

Peki, bu konuda bir şeyler yapan/yapmaya çalışanlara destek oluyor musun?

Yoksa sadece “çemberin dışında durarak” O öyle yapılmaz, bu böyle yapılmaz mı diyorsun?

Evet, bu yüzden suçlusun sen!

O ya da bu şekilde emek verilerek yapılmaya çalışılan işlerin eksiklikleri olabilir. Özellikle de çevre söz konusu olduğunda. Çünkü çok büyük bir oranda bu alanda çalışma yürüten dostlarımız gönüllülük temelinde çalışmakta. Aynı dostlarımız birden çok oluşuma da destek vermekte.

Çemberin dışında durarak çevre konusunda etki yapabilirsin! Ki bu çoğu zaman negatif bir etkiden öteye gidemez. Bizim çevre konusunda etkiye değil etkileşime ihtiyacımız var! Evet, dışarıdan bir gözün değerli yorumlarını almak bizlerin yaptığı çalışmalarda çok önemli. Olması gereken şey ise bize göre:

Evet, bu konudaki çalışmanız şu şekilde olsa çok daha iyi olur. Çünkü…. Ve bu çünkünün hayata geçmesi için ben size şu şu destekleri vermeye hazırım veya bu değişim sürecinde ben ne yapabilirim! İşte doğandan koptuğumuz halka tekrar oluşmaya başladı: etkileşim…

Mesleki anlamda eğitim gören bizler –çevre mühendisleri- adını koyamadığımız bir sorunun huzursuzluğunu yaşarken –doğa da etkimizi bırakırken hem de ciddi oranlarda- şu soru bizleri kendine çekti: “Peki, bu kimin eseri?”

Henüz mesleki hayata atılmadan bu sorunun büyüsüne kapılan biz –iş dünyasında çözüm üreten/ çözüm üretmesi gereken- bu soruyu Kasım 2010’da içselleştirmeye başladık. Bu içselleştirme, sorduğu soruyla bizlerle etkileşime geçen EKOIQ’yu takip etmeye başladıkça derinleşti. Ki hala bu süreç devam etmekte…

Siz de bu sürece dâhil olmak ister misin? O zaman size güzel bir haber verelim! EKOIQ Dergisi 43. sayısını yayınladığı bu aylarda arşivini bizlerle paylaştı. Zamanla da hepsini yayınlayacak. EKOIQ arşivini görmek için tıklayınız.

Sürdürülebilirlik alanında neler yapabileceğimizi sorgulatıp bizlere değerli bir rehber olduğun için teşekkürler.

İyi ki seninle tanışmışız EKOIQ…